Fetih 1453 Filmi Üzerine

Merhaba,

Bugün izleme fırsatı bulduğum bu ilk haftadan gişe rekoru kıran 17 milyonluk bütçeyle çekilen Fetih 1453 isimli eşsiz tarihimizin ve dünya tarihini de derinden etkileyen bu olayın sinema yapıtı gerçekten geç kalınmış olsa da oldukça güzel bir eser.

Ben sinemada belli başlı yapıtları izlerim. Aldığım tavsiyeler üzerine  Fetih 1453 filmini kesinlikle sinemada izlemem gerektiğine karar verdim. Açıkçası iyi yaptım, çünkü bu filmi evde izleseydim emin olun indirdiğime bin pişman olurdum… En azından sinemada savaş sahneleri heyecan vericiydi. Filmin konusu kurgusu zaten eşsiz tarihimiz dendi. Olayın beyaz perdeye  aktarılması oldukça geç oldu, neredeyse 650 yıl geçmiş olan ve tüm dünya tarihini yakından ilgilendiren bu 1453 İstanbul’un fethini bu kadar geç sinemaya taşımak açıkçası beni derinden üzdü. Büyük heveslerle filme gittim. Ancak çıkışta ufak da olsa hayal kırıklığı vardı. Fetih hareketleri, savaş silahları hakkında yetersiz bilgi vardı. Hangi cephelerden nasıl savaşıldığı bilgisini sadece tek bir yerde vardı. Ancak bu bile yetersizdi, çünkü fetih ve savaş hareketlerin de bir oraya bir buraya top atışları yapılıyor, bir o gemi bir bu gemi gösteriliyordu. Hangisi bizim gemimiz hangisi düşman gemisi seçmekte zorlandım. Açık olan bir şey var  ki oda fethin ne kadar zor ve ne güçlüklerle çekildiği izleyiciye aktarılabilmişti.

Oyunculara gelecek olursak gayet başarılıydı hem Rum tarafını temsil eden hem de Osmanlı tarafını temsil eden oyuncular oldukça başarılıydı rollerinde. Özellikle Hasan rolünde olan İbrahim Çelikkol bence filmin en iyi oyuncusuydu. Hem oynadığı sahneleri hem de başarılı performanslı göz önüne alınacak olursak filmde benden tam puan alan sahne ve performansı gösterdi.

Peki ya görsellik? Bu çok büyük bütçelerle çekilen filmin görsel efektleri bugüne kadar gördüğüm neredeyse en kötü görselliği içeriyordu. Gerçekten özellikle arzuladığım görsel efektlerin yanından geçmiyordu sahneler. O ne güneş öyle, o ne bulutlar, dağlar, ovalar… Hele ki Ayasofya ve Eski İstanbul sahneleri adeta bir tabloyu anımsatıyordu. Bu anlamda filmin görselliğini peş paralık olarak görüyorum.

Bir diğer eksik gördüğüm yanları ise filmdeki savaşma sahneleri… Çok yapmacık olmuş, gerçekliği pek yansıtmayan ve yeterli derecede inandırıcı olmayan sahneler vardı. Bir tek Ulubatlı Hasanın oynadığı sahneler oldukça güzel ve ilgi çekiciydi. Kan efektleri, top atışları vs. oldukça kötüydü.

Son olarak şunuda belirtmek isterim bu filmin niye hiç bir sahnesinde Mehter Marşı yoktu nerede o yeri göğü sallayan hucum marşımız? Ahh ahhh 650 yıl sonra ve günümüz şartlarında çekilmiş bir film olaraktan kötü buldum. Ancak yine de film için teşekkürler. Geç kalınmış bir projeydi.

 

Fetih 1453 IMDB : http://www.imdb.com/title/tt1783232/

Resmi Orjinal Fragman : 

Yazar: F1R4T

Ey Ana! Eğer Oğlun Bir Asuman Aşkına Tutulmuşsa... Bırak Uçsun!

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar: 4 Yorum Yapıldı

  • Serkan[BEFEGA] diyor ki:

    Ellerine sağlık Fırat’cım. Çok güzel bir analiz olmuş. Filme gitme fırsatım daha olmadı ama internetten gidenlerin yorumlarını okuduğum kadarı ile seninle aynı görüşte herkes. Özellikle Mehter Marşının olmamasına yakınıyor millet.

    Yine de teşekkürler bu yazın için 😉

    • F1R4T diyor ki:

      Güzel yorumun için ben teşekkür ederim. Filmi izlemeni de mutlaka tavsiye ederim. Evde izlenilecek türden değil. O savaş sahneleri anca sinemada güzel oluyor

  • Kürşat diyor ki:

    Güzel tespitlerde bulunmuşsun ancak şunuda belirtmek lazımki bütçe sadece 17 milyon. Aynı yapıtlardan Truva’nın bütçesinin 175 milyon olduğunu düşünürsek bence bu paraya çok iyi iş çıkarılmış. Ancak dediğin gibi bazı eksiklikler var, mesela filmin sonu çok sıradan bitiyor. Film başında ortaya çıkan anonim sesin sondada devam etmesini ve Fetih’ten sonra gerçekleşen önemli olayları anlatmasını beklerdim.

    Sonuç olarak bence taktire şayan bir film izledim, bu bütçeye rağmen.

    • F1R4T diyor ki:

      Aynen öyle, gönül isterdi ki eşsiz bir eser olsun ama hiç yoktan iyidir 🙂 650 sene sonra çıkıyor sinema filmi pehh