F1R4T Askerde!

Selamlar,

7 yıldır ertelediğim askerlik hizmetini geçtiğimiz hafta 31. Bedelli Celp Döneminde askerliğimi Binbaşı Maruf Kışlası’nda P.EĞT.TUG.TIRT.ARÇ.SÜR.EĞT. Alayında 21 günlük temel eğitimimi tamamladım.

Askerdeyken en çok dinlediğim müziği buyrun sizlerle paylaşıyorum. Yazıyı bu müzik eşliğinde okumanızı tavsiye ederim…

İş hayatımda önüme hep engel olarak çıkan askerlik hizmetinin tamamlanmamış olması durumunu 2018 yılında çıkarılan 7146 Kanun ile bedelli askerlik yolu açılmış olup, 21 günlük temel eğitim için 31.09.2019 – 18.10.2019 tarihleri arasında Burdur’da askerliğimi tamamladım.

Askere gitmeden önce uzun bir süre uzattığım saçlarımı ve sakallarımı traş etmek zorunda kaldım 🙁

Askere sevk başlangıç tarihim olan 31.09.2019 tarihinde Istanbul Yeni Havalimanından tek tarifeli sefer olan THY TK2860 Isparta uçuşu ile gerçekleştirdim. Bu benim yeni havalimanındaki ilk uçuşum özelliğini taşımaktadır. Yeni havalimanı konusunda da yazı yazmak istiyorum ama kısmet. Özet ile havalimanını beğendim ama İstanbul’a uzak olması düşündürüyor. Henüz ulaşım sorunu çözülmüş değil.

Isparta’ya saat 15:30 civarı ulaştım ve hemen havalimanından 15 TL karşılığında Burdur’a giden servis ile yarım saat gibi bir süre içerisinde Burdur merkeze ulaştım. Burada pek zaman kaybetmeden kışlaya yürüdüm ve yaklaşık 10 dakika sonra kışladaki o büyük kuyruğu gördüm! Evet kışlanın önünde yaklaşık 400 metrelik bir insan kuyruğu mevcuttu. Vakit kaybetmeden ben de bu kuyruğa girmek zorunda kaldım. Kuyruk sırasında hemen önüm ve arkamdaki insanlarla pekiştim ve yaklaşık 3 saati beraber sohbet ederek geçirdik.

Kışlaya 19:00 itibari ile giriş yapabildim. Girişte yoğun güvenlik önlemleri vardı. Özellikle akıllı telefon taşıyanlar, tespit edildiği takdir de telefonu emanetçiye vermesi için sıranın en sonuna gönderiliyordu. Ben yanımda 2 telefon götürmüştüm. Bunlar; Nokia E72 ve Samsung S4 Mini. Birinden birini sokarım diyordum ancak sıranın en sonuna geçmek istemediğimden akıllı telefon olan samsung s4 mini’yi sırada tanıştığım bir arkadaşımın velisine verdim. Kendisi Istanbul’da oturuyordu ve güvendim telefonu verdim. En kötü Istanbul’dan alırım diyordum. Çantamı X-ray’den geçirdim ve girişteki güvenliğe cüzdanım ile beraber Nokia E72’yi uzattım. Tuşlu telefon olmasına rağmen kamerası vardı, komutan şöyle bir kontrol etti ve sorun etmedi, izin verdi. Böylelikle 18 gün dışarı çıkış yapamayacağım kışla sınırlarına girmiş oldum.

İlk Gün

Akşam 20:00 civarlarında girdiğimiz kışlaya kayıt için oradan oraya sıra halinde yönlenirken, ZBT3 bölüğünde yer aldığımı öğrendim. Koğuş bölgesine gittiğimiz zaman kayıt işlemleri tamamlanamadığı için bize ilk etapta misafir olarak ağırlayacaklarını söylediler ancak komutanların fikir alışverişlerinden sonra kayıtlı olmasa da bizi takım ve manga sırasına soktular ve yataklarımızı buna göre verdiler. Böylelikle ertesi gün tekrar yeni yataklara geçmek için uğraşmayacaktık. İlk iştimayı akşam 23:00 sıralarında verdik ve yataklarımıza geçtik. Yeni çarşaf ve nevresimleri serip, uyumaya daldık. Ben cam kenarı ve ranzanın üst katındaydım, bunun faydasını çok gördüm, çünkü askeriyenin neredeyse her yeri toz içerisindeydi ve toza alerjim olmasından dolayı cam açık bir şekilde ancak yatabiliyordum. Bu beni hastalıklardan da korudu.

İkinci Gün

Sabah 06:00’da kalktık, 06:30’da sabah iştimasını verdik ve 07:00 gibi kahvaltı için ZBT3’e özel olan yemekhaneye gittik. Kahvaltı çok zayıftı, tabldot içerisine biraz kaşar, zeytin, tereyağı ile beraber reçel verildi. Ayrıca çay olduğundan şüphe duyduğum bir içecek karton bardak ile verildi. Şap olması korkusundan çayı içmedik 😀

Kahvaltı sonrası kayıt işlemleri için nizamiye tarafına gittik ve uzun bekleyişler sonunda öğleden sonra 14:00 civarı kayıt işlemleri tamamlandı. Maalesef öğlen yemeğini kaçırdık ama kışla da pek çok fast food ve mobil araçlar ile kantin hizmeti veriliyor. Buradan tost, çiğ köfte ve döner ile karnımızı doyurmak mümkündü. Yemeklerin hepsi dışarıdan geliyordu, fast food’da dondurulmuş yiyecekler tost makinesi ile ısıtılıp veriliyordu. Açıkcası çiğ köfte dışında lezzetli bulduğum bir şey yoktu. Çiğ köfte dışarıdan tamamen paketlenmiş olarak geliyordu.

Aynı gün öğlen saatlerinde misafir WC’sini kullanmak için ziyaretçi bölümüne gittim ve burada dün telefonu emanet ettiğim kişiyi gördüm. Oğlu ile gitmeden görüşmek için gelmişti, tesadüf görüştük ve telefonunun yanında olduğunu söyleyince bende kendisinden aldım. Böylelikle kışlaya 2 telefonuda sokabilmiştim. 🙂

Öğleden sonra dün yapılan ama dosyaya işlenmeyen takım ve manga kayıtlarını yaptık ve günü böyle bitirdik.

Üçüncü Gün

06:00 – Koğuş Kalk
06:30 – Kalk iştiması
07:00 – Kahvaltı
08:00 – Bölge Mıntıkası (Temizlik)
09:00 – Sabah İştiması (Tabur Komutanı geliyordu)
09:30 – Eğitim veya diğer işler için sırayla dağılıyorduk. Mutlaka başınıza bir çavuş veya astsubay veriliyor. Yetkili biri olmadan kışlada dolaşmak yasak gibiydi. Tabi buna pek uyduğumuzu söyleyemeyiz.
11:00 – Öğlen iştiması
12:00 – Öğlen Yemeği
13:00 – Bölge Mıntıkası (Temizlik)
14:00 – Öğle Yemeği sonrası iştima
14:30 – Eğitim veya diğer işler için sırayla dağılıyorduk. Bizler henüz kamuflaj alamadığımız için o günü kamuflaj sırasında geçirdik.
17:00 – Akşam yemeği iştiması
18:00 – Akşam yemeği
19:00 – 21:00 bu süre zarfında genelde boştuk ve bu zamanlarımızı Kışla’da bulunan 2 adet Sinema ve Oyun salonlarında geçiriyorduk. Sinema salonları iyiydi askerlik süresince pek çok film izledim. Oyun salonlarında ise playstation, air hokey, langırt gibi oyunlar mevcuttu. Jetonla çalışıyor ve fiyatlar iyiydi. Yeri gelmişken Kantin’de fiyatlar oldukça iyiydi, Istanbul’a göre neredeyse herşey yarı fiyatınaydı bu sebeple hergün cips, kola, çerez ve dondurma yiyordum. Asker de zayıflamayı umuyordum!!!
21:00 – Yat iştiması
22:00 – Işıkları kapat ve yat!

Genel olarak askerlik rutini bu şekilde ileriyordu. İlk hafta biraz akılılık yaparak kayıt, kamuflaj ve aşı işlerini geciktirdim böylelikle eğitimlerden kaçtım. Hemen hemen her fırsatta takım sırasına girip, uygun adım marşlar eşliğinde yürütülüyorduk. Kışlada elinizi, kolunuzu sallayarak yürümek büyük sıkıntı. Komutanların dikkatini çekiyorsunuz ve hemen sorgulanıyorsunuz.

 

İkinci Hafta

Artık kayıt, kamuflaj ve aşı işlemleri bitmiş, askeriye ve onun düzenine alışmıştım. İlk zamanlar uyuyamıyordum ama artık ona da alışmıştım. Her ne kadar koğuşlar havasız ve kokuyor olsa da…

İkinci hafta yeni marşlar eşliğinde takımca yürümeyi ve silahlı eğitim gördük. G3 model piyade tüfeğini 5 ayrı parçaya ayırıp, geri toplayabiliyordum. Silahlara olan ilgimden dolayı bu eğitimleri çok sevmiştim. ikinci haftanın sonunda yapılacak olan 25 metreden hedef atışı için nişan alma, çömelme, kalkma, sürünme gibi eğitimler alıyorduk. Açıkcası eğitimler de hiç zorlamadılar. Komutanlar ve çavuşlar çok iyilerdi. Bizlere bağırmıyor ve zorlamıyorlardı.

İkinci haftanın sonunda cuma günü sabahtan benim de aralarında olduğum 15 kişi silah taşımak için seçildi. Bizlere silah, yelek ve kask verildi. Başta ne olduğunu anlamasak da atış poligonu alanına gelince anladık. Biz nezaretçi olarak seçilmiştik. Sabah 09:00’dan öğlen 12:00’a kadar tüm takım yaklaşık 500 asker arkadaşımızın güvenli bir şekilde atışlarını icra etmelerini sağladık. En son bizler de G3 ile 3 adet atış yaptık. Hedef kağıdına 3 isabet yapabildim. Zaten sabahtan beri askerlere atış yaptırmaktan, silaha ve barut kokusuna doymuştum. Bu manada  hiç zorlanmadım atış yaparken. Oldukça zevk aldığımı söyleyebilirim. Ancak çok yorulmuştum ve terlemiştim. Hasta olmamak için her gün düzenli olarak ilaç kullanıyordum.

 

Son Hafta

Üçüncü hafta yani son haftaya girerken neredeyse tüm koğuş hastaydı ben hala hasta olmamış ve korunmaya devam ediyordum. Tozdan korunmak için eğitim ve yürüyüşler de havayolumu bandana ile kapatıyordum. Son hafta neredeyse tamamen 18.10.2019 tarihinde gerçekleşmesi planlanan yemin töreni için hazırlanıyorduk. Provalar yemin törenininden daha yorucuydu bu sebeple her fırsatta kaçıyorduk. Ama askeriye öyle bir yer ki kaçak hayatı yaşamak da zor. Zırhlı Birlikler’deki oyun salonlarını ve kantinleri kullanmıyor yakşaık 500 metre mesafedeki Piyade alanlarını kullanıyorduk ayrıca zaman geçmek bilmiyordu 🙂

Tören günü geldi ve biz takım olarak motive bir şekilde çıktı. Çünkü kendimizi buna göre şartlamıştık, komutanlarımızın bizlerden dolayı azar işitmesini istemiyorduk. Bu sebeple hareketlerimize bu yönde hep dikkat ettik. Törene yüksek ve tek sesle marşlar söyleyerek girdik ve bizzat komutanlar yanlarımıza gelerek bizlere çok başarılı giriş yaptığımızı söylediler. 09:00’da başlayan tören 11:00’da askeri birliklerin geçiş töreni ile son buldu ve bizler de artık yeminli bir askerdik. Terhis belgelerimizi aldık ve herkes dağıldı.

Bu süre zarfında pek çok yeni dostlar edindim. İsmini anmadan edemeyeceğim Mehmet, Semih, Benokan, Ahmet ve Cem askerliğin güzel ve hızlı geçmesini sağladılar. Her konuda destek oldular. Semih’in askerliğin son gecesi verdiği hediyeyi asla unutamam. (Kırmızı iyi bir tercihti 🙂 Ayrıca bizlerle yatıp, kalkan ve her konuda destek sağlayan Astsubay Yusuf Civan ve Eray Aldaşer komutanlarımız ile Çavuşlarımız Rasim Aydilek ve Gürbüz komutanlara çok teşekkürler.

Güzel bir deneyim oldu benim için…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.